Anasayfa / Günün Haberleri / Antik Yunan, yoğurt, cacık, kahve, musakka veya British Museum

Antik Yunan, yoğurt, cacık, kahve, musakka veya British Museum


Nolan, The Odyssey ile Homerosçu ezberi bozuyor başlıklı geçen haftaki yazımı okuyan bir okuyucu, fikirlerimi analiz edip, analizini de bana bildirme lütfunda bulundu. Sözlerine şöyle başlıyor:

“Sayın Çokyiğit, metninizi bir film eleştirisi olarak değil, aynı zamanda tarihsel, mitolojik bir tez olarak değerlendirdim. Genel kanaatim şu: Metnin en güçlü tarafı, Nolan’ın ‘The Odyssey’ filmini basit bir ‘Homeros uyarlaması’ olarak değil, savaşın ahlaki bedeli, suçluluk, travma ve kahramanlık kavramlarının yeniden sorgulanması olarak okuması. Ancak metin, bu güçlü fikri savunurken Homeros’a, Antik Yunan’a ve filmdeki bazı olaylara ilişkin ciddi tarihsel ve metinsel hatalar yapıyor. Ayrıca bazı yerlerde yorum ile olguyu birbirine karıştırıyor ve hakaret içeren ifadeler objektifliğini zedeliyor. Metninizin en başarılı ve ‘keşif’ niteliğindeki tarafı ‘Nolan, Homerosçu ezberi bozuyor’ tezi. Bu, bence yazının en ilginç ve geliştirilmeye en değer fikri. Çünkü siz Nolan’ın yaptığı şeyi yalnızca ‘Odysseia‘yı filme çekmek olarak görmüyorsunuz. Şunu söylüyorsunuz: Nolan, Odysseus’u yalnızca eve dönmeye çalışan bir kahraman olarak değil, eve döndüğünde kendi geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir insan olarak ele alıyor. Dolayısıyla sizin şu cümleniz: Odysseus artık kendisinin bir kahraman değil, ölümlere, felaketlere, acılara sebep olmuş bir suçlu olduğunu idrak ediyor. Bir film yorumu olarak çok güçlü ama burada küçük bir düzeltme gerekir: Odysseus’u doğrudan suçlu ilan etmek, Nolan’ın yorumunu sizin yorumunuzla özdeşleştirmek olur. En önemli yanılgınız ise Homerosçu ezber ifadeniz ki bu ne demek? Burada metninizin temel kavramsal problemi var. Siz ‘Homerosçu ezber’ diyerek sanki Homeros’un Odysseus’u tek boyutlu biçimde kahramanlaştırdığını ileri sürüyorsunuz.”

Buraya kadar keyifle okuduğum yazıdan birden buz gibi soğudum. Çünkü ben “Homerosçu ezber” ifadesiyle, Homeros’un neler söylediğini değil Homeros’un şiirlerinden yola çıkarak onu roman, hikâye, sinema ve tiyatroya uyarlayanların antik Yunan hakkındaki ahmakça putlaştırma iştahlarını kast ettim. Nolan’ın, artık bir ezbere dönüşmüş ve Homeros’u da mezarında ters döndüren ahmakça algıya kapılmadığını söyledim. Nolan’ın Homeros’un anlattıklarından yola çıkarak Odysseus’u, karanlık yönleri olan bir karaktere dönüştürmesinin altını çizdim. Yönetmenin onu kurnaz, kibirli, desiseci bir kahramanlar kahramanı haline getirmemesini vurguladım: Odysseus kahramanlar kahramanı bir karakter değil, Homeros’un zaten çelişkili ve kurnaz bir karakter olarak anlattığı Odysseus’u, modern savaş travma ve suçluluk perspektifinden yola çıkarak daha belirgin bir anti-kahramanlık çizgisine taşımasının sinemada bir ilk olduğunu vurguladım.

Eleştirimin eleştirmeni arkadaş bir de şöyle yazmış: “Neredeyse üç bin yıl önce yaşanan vahşi katliam ifadenizde önemli bir sorun var. Çünkü Truva Savaşı’nın tarihsel olarak gerçekten yaşandığı kesin değildir. Homeros’un anlattığı savaşın, karakterlerin ve olayların tarihsel gerçekliği konusunda kesinlik yoktur.” Bu cümleden anlaşılıyor ki bu arkadaş, Nolan’ın filminin gerçeklikten, tarihten, zamandan ve esinlendiği eserden bağımsız ayrı bir gerçekliği, tarihsiliği, zamanı ve yepyeni bir eser olduğunu kavrayamıyor. Yazım boyunca Homeros’un şiirini değil Nolan’ın filmini yani görsel işitsel anlatısını esas aldığımı da anlayamıyor. Yazımda Odysseus Destanı ile Odyssey filmi arasında benzerlikler ve farkları hiç tartışmadığım halde. Bence bu anlamda yazımı bir kere daha okumasında fayda var.

Okuyucu eleştirmen, ‘Poseidon’un dev piçi Polyphemos’ ifademe çok bozulmuş ve edebî bulmamış! Ben film eleştirilerinin bir edebiyat türü olmadığını düşünenlerden olduğum gibi, piçe piç, enseste ensest derim. Zeus’un eşlerinin kimler olduğuna bakalım: Titan Soyundan Akrabaları (Teyzeleri/Hataları ve Kuzenleri): Metis (Kuzeni): Zeus’un ilk karısıdır. Akıl tanrıçasıdır. Themis (Teyzesi): Adalet tanrıçasıdır. Mnemosyne (Teyzesi): Hafıza tanrıçasıdır. Öz Kız Kardeşleri: Hera: Zeus’un resmi eşidir. Demeter: Tarım ve bereket tanrıçasıdır.

Okurum ve eleştiricim, ‘sayıları onu aşan Yunan tanrılarından Poseidon’ ifademi de ‘gereksiz ve biraz tuhaf’ bulduğu gibi ‘Antik Yunanlıların hurafeci dini’ cümlemi de indirgemeci bulmuş. Antik Yunan, “hurafeler toplamı” olarak tanımlanamazmış. ‘Kendi içinde son derece karmaşık bir kozmoloji, ritüel sistemi, ahlak anlayışı ve toplumsal yapısı varmış!’

Eleştirmen okuyucum sonunda insafa gelerek şunları yazıyor: ‘Homeros’un hikâyesini kullanarak modern zamanda savaş, travma ve insan doğasına ait soruları kendi görsel işitsel modern anlatısına katmıştır’ cümleniz bence yazınızın en sağlam sonuç cümlesi. Hatta bu yazınızın ana tezi olmalı!’ Teşekkürler arkadaş, ciddi biçimde anlamaya, anlamlandırmaya zaman ayırmışsınız ama Türkçemizde bir söz var: Sözün tamamı aptala söylenir!

Bu cümleden olarak; Antik Yunan kültür ve medeniyetinin Eski Mısır medeniyetini kendine mal ettiği gerçeğini asla unutmayalım çünkü Antik Yunan halkı bugünkülerden daha akıllı ve zeki olduğu için “Yoğurt, cacık, kahve, musakka, dolma (…) bizimdir” demek yerine Mısır’ın bilim, sanat ve karmaşık dinini temellük ederek tarihe medeni hırsızlar olarak girebilme ferasetini göstermişlerdir. British Museum bu bağlamda güzel bir örnektir. Yunan Medeniyeti envanteri de aynı metodun mahsulüdür.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir