Anasayfa / Günün Haberleri / Demokrasinin Muadili | Dr. Fatma ÇELİK

Demokrasinin Muadili | Dr. Fatma ÇELİK


Türk siyasi tarihi belki de ilk kez böylesine sıra dışı bir tabloya tanıklık ediyor. CHP hakkında verilen mutlak butlan kararının ardından Genel Başkan Özgür Özel ve 91 milletvekilinin yeni kurulan partiye geçmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki dengeleri değiştirdi. Ancak Sayın Özel’in, yeni partinin de benzer hukuki süreçlerle karşı karşıya kalması ihtimaline karşı, onun için de alternatif bir siyasi parti kurduklarını açıklaması daha da düşündürdü.

Tam da bu tartışmalar sürerken sosyal medyada yine akıllıca yapılmış bir espri beni oldukça güldürdü:

İktisatçı liderler partiyi toprak ağası gibi yönetiyor, asker kökenli liderler asker ocağı gibi yönetiyor, eczacı liderler de eczacı gibi yönetiyor; partinin muadilini veriyor.”

İyi mizah bazen sayfalarca hukuki analizden daha güçlüdür.

Çünkü eczanede muadil ilaç olağandır. Ama demokraside muadil parti konuşuluyorsa, durup düşünmek gerekir.

Alarm zili

Anayasamızın 68. maddesi siyasi partileri, “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak tanımlar. Bu ifade boşuna seçilmiş değildir. Siyasi partiler herhangi bir özel hukuk tüzel kişisi değildir. Onlar, millet iradesinin örgütlü tezahürüdür. Bu nedenle bir siyasi partiyi ilgilendiren hukuki süreç, yalnızca o partiyi değil, anayasal düzenin işleyişini de ilgilendirir.

CHP hakkında verilen mutlak butlan kararının ardından yeni bir parti kurulması anlaşılabilir bir siyasi tedbirdir. Ana muhalefet partisinin hukuki varlığı tartışmalı hâle gelmişse, siyasi faaliyetin kesintiye uğramaması için alternatif bir tüzel kişilik oluşturulması doğal bir refleks olarak görülebilir.

Fakat yaşananlar bununla sınırlı kalmamıştır.

Henüz kurulan yeni parti bile kendisini hukuki bakımdan güvende hissetmemiş ve onun için de ikinci bir alternatif hazırlanmıştır.

Bu, sıradan bir siyasi strateji değildir.

Bu, demokratik siyasal hayatın en temel aktörlerinden birinin, hukuki geleceğini güvence altına alabilmek için peş peşe emniyet sübapları oluşturma ihtiyacı hissettiğini göstermektedir.

İşte hukuk devleti açısından alarm zilleri tam burada çalmaktadır.

Çünkü hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri hukuki güvenliktir.

Hukuki güvenlik

Hukuki güvenlik; bireylerin, kurumların ve siyasi partilerin, hangi hukuki sonuçlarla karşılaşacaklarını makul ölçüde öngörebilmeleri ve faaliyetlerini olağanüstü senaryolar üzerinden planlamak zorunda kalmamaları demektir.

Hiç kuşkusuz hiçbir siyasi parti hukukun üstünde değildir. Hukuka aykırılık iddiaları yargının konusudur. Ancak hukuk devleti yalnızca yaptırım uygulayan bir sistem değildir; aynı zamanda güven veren, öngörülebilirlik sağlayan anayasal bir düzendir.

Bugün geldiğimiz noktada artık sadece bir partinin hukuki durumunu tartışmıyoruz.

Bir ana muhalefet partisinin yerine başka bir parti, onun yerine de bir başka parti kurma ihtiyacının konuşulduğu bir ortamı tartışıyoruz.

Bu tablo, herhangi bir siyasi partinin lehine veya aleyhine okunmamalıdır; hukuk devleti bakımından okunmalıdır.

Çünkü siyasi partilerin kendilerini emniyete almak için ardı ardına tüzel kişilikler oluşturma ihtiyacı hissettiği bir yerde, tartışılması gereken ilk mesele yeni partiler değildir: Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin kendilerini neden böyle bir güvence arayışı içinde hissettikleridir.

Bu yüzden, sosyal medyadaki “partinin muadilini veriyorlar” esprisi belki hepimizi güldürdü ama aynı zamanda kaygılandırdı. Çünkü eczanede muadil ilaç, tedavinin devamını sağlar. Demokraside ise “muadil parti” konuşuluyorsa, tedavi edilmesi gereken siyasi partiler değil; hukuk devletine duyulan güvendir. Çünkü bir demokrasinin yedeği olmaz. Muadili hiç olmaz.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir