Anasayfa / Günün Haberleri / Sevgi sandığımız şey bağımlılık olabilir mi?

Sevgi sandığımız şey bağımlılık olabilir mi?


“Bensiz yapamaz.” deriz bazen. Hatta bunu sevginin en büyük kanıtlarından biri gibi görürüz. Oysa
bir psikolog olarak yıllardır gördüğüm şey şu: Bir insanın onsuz yapamaması, onu çok sevdiği
anlamına gelmeyebilir.

Sevgi ile bağımlılık arasındaki çizgi bazen sandığımızdan çok daha incedir.

Birini özlemek doğaldır. Onunla vakit geçirmek istemek, sesini duyunca mutlu olmak, iyi gününü
de kötü gününü de paylaşmak… Bunlar sağlıklı bir ilişkinin parçalarıdır. Ancak ilişkinin merkezine
“Onsuz yaşayamam.”, “Beni sadece o mutlu edebilir.” ya da “Giderse ben biterim.” düşünceleri
yerleşmeye başladığında, sevginin yerini yavaş yavaş bağımlılık alabilir.

Terapi odasında sıkça karşılaştığım bir cümle vardır: “Onu kaybetmekten değil, onsuz kalmaktan
korkuyorum.”

İlk bakışta bu iki cümle birbirine çok benzer gibi gelir. Oysa aralarında önemli bir fark vardır:
Sevgi, karşımızdaki insanın varlığını hayatımıza değer katarak yaşar. Bağımlılık ise o insanı kendi
varlığımızın temel şartı hâline getirir. Birinde “Seninle hayat daha güzel.” vardır; diğerinde ise
“Sensiz ben yokum.” düşüncesi hâkimdir.

Bu yüzden bağımlılık çoğu zaman yoğun duygularla birlikte gelir. Sürekli mesaj beklemek,
telefonun sesini duymadığında huzursuz olmak, karşı tarafın her davranışına anlam yüklemek,
kendi ruh hâlini onun ilgisine göre belirlemek… Bunların hepsi sevginin değil, duygusal
bağımlılığın işaretleri olabilir.

Elbette hepimiz ilişkilerimizde zaman zaman kaygılanabiliriz. Sevdiğimiz insanı özleyebilir, onunla
ilgili endişeler yaşayabiliriz. Sorun bu duyguların varlığı değildir. Sorun, kendi mutluluğumuzun
tamamını tek bir insana teslim etmeye başlamamızdır.

Çünkü o noktadan sonra ilişki, iki insanın birbirini tamamladığı bir alan olmaktan çıkar;
birinin diğerine tutunmaya çalıştığı bir zemine dönüşür.

İlginç olan şu ki, bağımlılık çoğu zaman büyük bir sevgi gibi hissedilir. Çünkü çok yoğundur.
Sürekli düşünürsünüz, sürekli özlersiniz, sürekli kaybetmekten korkarsınız. Oysa yoğun yaşanan
her duygu sağlıklı değildir. Ateşin büyük olması, onun sizi ısıttığı anlamına gelmez; bazen sadece
yakar.

Sağlıklı sevgi ise daha sakindir. Güven vardır. Alan vardır. İki insan birbirini sever ama birbirinin
bütün hayatı olmak zorunda değildir. Çünkü her ikisinin de ilişki dışında da bir kimliği, ilgi alanları,
dostları ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir hayatı vardır.

Belki de kendimize zaman zaman şu soruyu sormamız gerekir:

“Bu insanı gerçekten seviyor muyum, yoksa onun bana hissettirdiklerine mi tutunuyorum?”

Bu sorunun cevabı kolay olmayabilir. Ama dürüstçe verildiğinde, birçok ilişkinin neden bu kadar
yorucu yaşandığını da anlamaya başlarız.

Çünkü sevgi özgürleştirir.

Bağımlılık ise önce kaybetme korkusunu, sonra da insanın kendisini büyütür.

Ve her zamanki gibi, mesele insandır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir