Depremzedelere yardım etmek amacıyla kurulan bir derneğin şarkıcı başkanı Haluk Levent, halktan topladığı milyarlarca lirayı bahis oynamak ve kişisel çıkarlar için kullanmakla suçlanıyor.
Önceki gün kendisine yardımcı olduğu belirtilen 14 kişiyle birlikte tutuklandı.
Suçlu bulunursa, milyonlarca kişiyi dolandırdığı gerekçesiyle çok ağır bir ceza alabilir.
Yargı sürecini merakla takip edeceğiz.
***
Bu olay vesilesiyle tarihimizdeki büyük dolandırıcılık olaylarından sadece 10’unu hatırlatayım.
Bakalım birinciliği kime vereceksiniz?
1-Osmanlı’nın çöküş döneminde İstanbul yönetim açısından tam bir keşmekeş içindeydi, asayiş diye bir şey kalmamıştı.
Eyüplü dolandırıcı Halit’in arayıp da bulamadığı şeydi bu. Birkaç yakın arkadaşıyla sahte bir karakol kurdu.
Karakoldaki sahte polislerin görevi asayişi sağlamak değil asayişi bozanları yakaladıktan sonra aldıkları para karşılığı serbest bırakmaktı.
Bu karakol uzun süre faaliyet gösterdi.
2- Sahte karakol olayı, Cumhuriyet döneminde de karşımıza çıktı.
1954 yılında polislikten emekliye ayrılan üç arkadaş, aldıkları emekli maaşıyla geçinemeyince İstanbul-Küçükpazar’da sahte bir karakol kurdu ve tıpkı Osmanlı dönemindeki “meslektaşları” gibi yakaladıkları suçluları para karşılığı serbest bırakmaya başladı.
Dolandırıcılık yıllar sonra anlaşıldı ama dönemin emniyet yetkilileri, olayın kendilerini de zor durumda bırakacağını düşünerek üç arkadaşın üstüne fazla gitmedi.
Sahte karakolun yerine gerçek bir karakol açıldı.
3- Selçuk Parsadan isimli dolandırıcı, telefonda kendisini dönemin üst düzey askeri komutanlarından biri diye tanıtarak Başbakan Tansu Çiller’le konuşmayı başardı ve ondan bir askeri derneğe yardım yapmasını istedi.
Bu talebi kabul edildi, örtülü ödenekten milyonlarca lira hesabına yatırıldı.
Yaptığı dolandırıcılık sonradan anlaşıldı, yakalanarak hapse atıldı, yargılanıp mahkûm oldu.
Cezasının henüz 4 yıl 8 aylık bölümünü çekmişken Rahşan Affı’ndan yararlanarak 2001’de özgürlüğüne kavuştu.
Ne var ki bir süre sonra omurilik kanserine yakalandı, 2006’da hayatını kaybetti.
4- Türk uyruklu kişilerin de içinde yer aldığı yasa dışı bir örgüt, Gana’da sahte Amerikan Büyükelçiliği açtı, başta vize başvuruları olmak üzere çeşitli elçilik faaliyetlerinde bulundu.
Dolandırıcılık ancak 10 yıl sonra 2016 yılında anlaşıldı. Başta BBC olmak üzere çeşitli yayın organlarında günlerce haberleri yayımlandı.
5-“Sülün Osman” diye tanınan Osman Ziya Sülün de dolandırıcılık dünyasının önemli isimlerinden biriydi.
1950’li yıllardan 1980’li yıllara kadar çok sayıda dolandırıcılık olayına karıştı.
Anadolu’dan İstanbul’a eğlenmeye gelen “Hacıağa” denilen zengin ve saf kişileri çeşitli yöntemlerle kandırıp paralarına el koyuyordu.
Bir “Hacıağa”ya Boğaz’da demirlemiş Amerikan donanmasından bir savaş gemisini turistik gemi diye yüksek fiyata satmıştı.
Sattıkları arasında tramvaylar, belediye otobüsleri, şehir hatları vapurları, kent meydanlarındaki saat kuleleri ile Galata Kulesi ile Galata Köprüsü bile vardı.
İşlediği suçlar nedeniyle defalarca cezaevine girip çıktı.
İstanbul Beyoğlu’nda sürekli kaldığı mütevazı otel odasında 1984’de 61 yaşında kalp krizinden öldü. Kimsesizler mezarlığında toprağa verildi.
6- “Banker Kastelli” diye tanınan Abidin Cevher Özden, ünlü sinema oyuncularının yer aldığı reklam kampanyası sayesinde binlerce kişiden yüksek faiz vaadiyle milyarlarca lira topladı.
Amacı bu paraları kazançlı yatırımlarda değerlendirmekti.
Kurduğu sistem bir süre kusursuz işledi ama sonra tıkandı, iş çevrilemez noktaya geldi.
1982’de önce İsviçre’ye kaçtı, oradan geçtiği Tunus’ta yakalanarak yurda getirildi, yargılanıp mahkûm oldu.
Cezaevinden çıktıktan sonra yeniden iş hayatına atıldı ama bu defa tutunamadı.
2008 yılında bürosunda tabancayla intihar etti.
7- Kripto para şirketi kurup çoğu genç binlerce yatırımcının milyonlarca dolarını çarpan Faruk Fatih Özer, kaçtığı yurt dışında yakalandı.
Yurda getirilip yargılandı, 11 bin 196 yıl hapis cezası aldı.
Cezasını çektiği Tekirdağ F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 2025’in Kasım ayında kendini asarak hayatına son verdi.
8- “Jet Fadıl” lakabıyla tanınan Fadıl Akgündüz bir dönem siyaset de yapmış olan mühendis ve işadamıydı.
Son olarak girdiği gayrimenkul işinde, paralarını aldığı halde devre mülklerini teslim etmediği 601 kişinin şikâyeti üzerine yakalanıp yargılandı.
Dava sonunda 2 bin 504 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Halen cezaevinde bulunuyor.
9- Hayvancılık yapacağını belirterek kurduğu Çiftlik Bank isimli şirket aracılığıyla binlerce kişiden para toplayan “Tosuncuk” lakaplı Mehmet Aydın yurt dışına kaçtı.
Ama sonunda yakalanıp yurda getirildi ve yargılandı, 2025’in Şubat ayında 45 bin 376 yıl hapse mahkûm edildi.
Eylemlerinde kendisine yardımcı olan kardeşi Fatih Aydın da aynı cezaya çarptırıldı.
İki kardeşin cezalarının infazı sürüyor.
10- Seçil Erzan, İstanbul’da bir özel bankanın şube müdürlüğünü yapıyordu.
Futbol dünyasından ünlü isimlerin de aralarında olduğu kişilerden, yüksek faizli gizli fon kurduğunu belirterek milyonlarca dolar topladı.
Ne var ki topladığı paraları borsada iyi değerlendiremedi, çoğunu batırdı. Yatırımcıların şikayeti üzerine tutuklandı.
Yargılama sonunda 102 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Ancak bu ceza İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce bozuldu.
11 Eylül 2026’da yeniden hâkim karşısına çıkacak.
***
Sonuç olarak söyleyeceğim şu:
Dünya çapında dolandırıcılar yetiştireceğimize keşke dünya çapında bilim insanları, yazarlar, sanatçılar yetiştirebilseydik.
Oturup bunun nedenlerini uzun uzun tartışmalıyız.






