Anasayfa / Günün Haberleri / Mesele dernek değil güvenin çöküşüdür

Mesele dernek değil güvenin çöküşüdür


Türkiye yine ikiye bölündü. Bir tarafta Haluk Levent’i peşinen mahkûm edenler, diğer tarafta sorgulamayı dahi ihanet sayanlar var. Oysa Cumhuriyet’in bize öğrettiği en temel ilke şudur: Ne alkış hüküm yerine geçer ne de linç mahkeme yerine.

Bugün konuşmamız gereken yalnızca bir isim değildir. Çünkü kişiler gelir geçer; asıl kalıcı olan, toplumun kurduğu güven ilişkisidir.

6 Şubat depremlerinde milyonlarca insan bağışını AHBAP’a gönderdi. Bunun nedeni yalnızca Haluk Levent’in tanınan bir sanatçı olması değildi. İnsanlar, kendilerine en hızlı ulaşacağını düşündükleri yere yöneldi. Bu tercih, aynı zamanda toplumun güven haritasını da ortaya koydu.

Şimdi ise aynı yapı hakkında ağır iddialar gündemdedir. Yargı süreci devam ediyor. Suç varsa ortaya çıkarılmalı, yoksa da herkes bunu aynı açıklıkla öğrenmelidir. Cumhuriyet’in gereği budur.

Fakat burada asıl üzerinde durulması gereken başka bir gerçek var.

Psikanalizde “idealizasyon” diye bir kavram vardır. İnsan, kaygı duyduğu dönemlerde bir kişiyi ya da kurumu kusursuzlaştırır. Ardından en küçük hayal kırıklığında aynı kişiyi bütünüyle değersizleştirir. Türkiye’nin son yıllardaki siyasal ve toplumsal iklimi tam da bu salınımı yaşıyor. Dün kahraman ilan ettiklerimizi bugün hain, bugün düşman ilan ettiklerimizi yarın kurtarıcı ilan ediyoruz.

Bu sağlıklı bir toplum refleksi değildir.

Cumhuriyet, kişilere değil kurumlara güven üzerine kurulmuştur. Atatürk’ün en büyük mirası da budur. Çünkü kişiler hata yapabilir; kurumlar ise hukukla denetlenir.

Bugün AHBAP tartışmasının bize gösterdiği en önemli gerçek, toplum olarak güvenimizi kurumlar yerine şahıslar üzerine inşa etmiş olmamızdır. Bu yalnızca bir derneğin meselesi değildir. Bu, Türkiye’nin kurumsallaşma problemidir.

Bir devlet, vatandaşını bir sanatçının vicdanına emanet etmek zorunda kalmamalıdır. Aynı şekilde bir toplum da bütün umudunu tek bir isme bağlamamalıdır.

İnsan psikolojisi belirsizliğe dayanamaz. Belirsizlik arttığında kahramanlar üretir. Ardından o kahramanları kendi elleriyle yıkar. Bugün yaşanan tam olarak budur.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ihtiyacımız olan şey yeni kahramanlar değildir. Şeffaf çalışan kurumlar, hesap verebilir sivil toplum, bağımsız denetim mekanizmaları ve güven veren bir hukuk düzenidir.

Haluk Levent suçluysa bunu mahkemeler ortaya koymalıdır. Suçsuzsa bunu da aynı mahkemeler ilan etmelidir. Fakat sonuç ne olursa olsun değişmeyecek bir gerçek vardır: Türkiye’nin asıl meselesi bir kişinin kaderi değil, toplumun güven duygusunun giderek aşınmasıdır.

Atatürk, Cumhuriyet’i insanların iyi niyetine değil; hukukun gücüne emanet etti. Çünkü biliriz ki iyi insanlar hata yapabilir, kötü insanlar kendilerini gizleyebilir; fakat güçlü kurumlar, bağımsız denetim ve adalet işlediği sürece Cumhuriyet ayakta kalır.

Bugün tartışılması gereken isimler değil, sistemdir. Çünkü sağlam bir sistemde ne bir kahramana ihtiyaç duyulur ne de bir kişinin düşmesiyle toplumun bütün umutları yıkılır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir