Öyle bir zamanın içindeyiz ki memleketi ve zamanı yönetenlerin, yönetilenler çok da umurlarında değil.
Özellikle de benim ülkemde bu durum şu son 5-10 yıl içerisinde daha da netleşir oldu.
Ne çığlıkları dinleyen var!
Ne açız diyenlere kulak kabartanlar!..
*
Niye öyle diyorum?
Bir ev kirası, alınan asgari ücretin üstünde olduğu…
Pazarın can yaktığı…
Bu durumlar, canhıraş bir şekilde anlatılmaya çalışıldığında iktidar bunu duymazdan geliyorsa, sözün bittiği yer değildir de nedir?
*
İktidarın umurunda olsa, o insanlar için bir hal çaresi düşünülür elbet.
Umurunda olsa, feryad eden emekliler bu kadar feryad ederler mi mesela?
*
Diğer taraftan, yönetenlerin yönetilenlere karşı hoşgörüsü de kalmamış!
Sıradan gözaltına alınan birine ters kelepçe vurulurken sorgusuz sualsiz haftalarca, aylarca içeride tutulabiliyor.
“Bunun ailesi…
Annesi, babası…
Çoluğu çocuğu ne yapar?” diyen yok.
Bir gece yarısı, ya da sabaha karşı evi bas, topla, sonra da tık içeriye.
Geride kalanlar ise beklesin ki tahliye olacaklar.
*
Belki olacaklar da ne zaman?
Onu da onlar bilecekler.
Hani memlekette var olan adalet de iktidarın insafına kalmış!
Yani ortada cezayı gerektiren suç yokken, olmayan suçun yatarı var!
*
Niye var?
“Akıllansınlar!” diye olsa gerek!
“Ne demek akıllanmak?”
“Eyleme katılmasınlar, protesto yapmasınlar, iktidara karşı gelmesinler, duyarlı olmasınlar” demek.
*
İktidar neyi nasıl istiyorsa onlar da öyle yapsınlar, o şekilde yaşamlarına bir çekidüzen versinler, demek.
“Olur mu öyle şey?”
“Olur!”
“Olmazsa ne olur?”
Olmazsa, içeride yatırırlar, üzülürsün!
Anan baban dışarıda seni beklerlerken kahrolurlar!
Bu da sana akıl parası olsun!
*
“Ne yani bu bir korku rüzgârı estirmek mi?”
“Nasıl anlarsan odur da sadece korku rüzgârı estirmek değil elbet.
Korku fırtınası…
Korku kasırgası…
Korku hortumu estirmek de olabilir!”
*
“O kadar mı?”
“Ha şunu bileydin, o kadar!”
“Sonra ne oluyor?”
Tutuklanmaların başlamasıyla birlikte daha önce hiç tanışılmamış bir dünyanın içine giriliyor.
“Burası neresi, ben niye buradayım!” denilse de nafile!
“Her ne kadar kamu malına zarar vermemek şartıyla benim ülkemde protesto, eylem yapma hakkı varsa…
Yollar yürümekle aşınmıyorsa o zaman tutuklama da neyin nesi?” diyeceğim ya, öyle olmuyor bizim memlekette!
Ya nasıl oluyor?
“Yürüyüş hakkı var ama yok!” gibi oluyor.
*
Ne demek bu?
“Yasada yer alsa da sen o hakkı kullanamazsın!” demek
“Yok kullanırım” dersen de bugün içeri tıkılırsın.
*
Düşünsenize altmış, yetmiş yaşın üstündeki kallavi insanlar, dertleri doğanın ve dünyanın güzelleşmesini isteyen TEMA ÇEVRE GÖNÜLLÜLERİ dahi tutuklanıyorsa…
Yetmez bir de TKP/ML örgüt üyesi olmakla ilişkilendiriliyorsa, valla sözün bittiği yer.
*
Kime neyi, nasıl anlatalım ki?
Anlatılamıyor işte!





