İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Bayrak kaldırıyorum” çıkışıyla başlayan ve bir Bayrak Mitingi’ne dönüşen çağrıyı sıradan bir siyasi miting olarak değerlendirenlerin meseleyi eksik okuduğunu düşünüyorum.
Çünkü burada söz konusu olan Türk bayrağıdır.
Bayrak, Türk’ün varoluş mücadelesinde en önde yürüyen, en yüksekte dalgalanan ve gerektiğinde uğruna can verilen mukaddes bir değerdir.
Ay yıldızlı al bayrak yalnızca bir devlet sembolü değildir. O bayrak bizim tarihimizdir, bağımsızlığımızdır, şehitlerimizin hatırasıdır, Cumhuriyetimizdir, vatanımızdır ve gelecek nesillere bırakacağımız en büyük emanetlerden biridir.
Çanakkale’de odur.
Sakarya’da odur.
Dumlupınar’da odur.
İstiklâl Harbi’nde Anadolu’nun işgalden kurtarılan şehirlerinde yeniden göndere çekilen odur.
Bir şehidin tabutunun üzerine örtülen de odur.
Bir sporcu dünyanın herhangi bir yerinde İstiklâl Marşı’mızı dinlerken omuzlarına aldığı da aynı bayraktır.
Onun için bayrak konusunda cümle kurarken bile hassas olmak gerekir.
“Bayrak kaldırıyorum” çağrısının anlamı
Müsavat Dervişoğlu’nun “Bayrak kaldırıyorum” sözünü bu nedenle yalnızca siyasi bir miting çağrısı olarak görmüyorum.
Ben bu sözü;
Cumhuriyet’e sahip çıkma,
demokrasiye sahip çıkma,
hukuka sahip çıkma,
millî egemenliğe sahip çıkma,
Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğüne sahip çıkma çağrısı olarak okuyorum.
Türkiye’nin bugün belki de en fazla ihtiyaç duyduğu şey, farklılıklarımızı bir kenara bırakmadan ortak değerlerimizin etrafında yeniden buluşabilmektir.
İşte Türk bayrağı bu ortak değerlerin en başında gelir.
Çünkü bayrak hepimizindir.
Herkes o bayrağı gururla taşıyabilmelidir
Türk bayrağını taşımak için kimseden izin almaya gerek yoktur.
İYİ Partili de taşımalıdır.
CHP’li de taşımalıdır.
AK Partili de taşımalıdır.
MHP’li de taşımalıdır.
Herhangi bir siyasi partiye mensup olmayan vatandaşımız da taşımalıdır.
Bu vatanı seven, Türkiye Cumhuriyeti’ne aidiyet duyan herkes ay yıldızlı bayrağımızı eline alıp başı dik, göğsü kabararak gururla taşıyabilmelidir.
Çünkü hepimiz onun altında yaşıyoruz.
Hepimizin çocukları onun altında büyüyor.
Şehitlerimiz onun uğruna toprağa düşüyor.
Askerimiz sınırda onu dalgalandırıyor.
Sporcumuz dünya şampiyonu olduğunda onu omuzlarına alıyor.
Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bir Türk, ay yıldızlı bayrağı gördüğünde kendisinden bir şey görüyorsa bunun sebebi budur.
Bayrak bizim ortak hafızamızdır.
Bir Mitingden daha fazlası
Bu nedenle İYİ Parti’nin düzenleyeceği Bayrak Mitingi’ne yalnızca İYİ Partililerin katılması gerektiğini düşünmüyorum.
Tam tersine, Cumhuriyetimizi, demokrasimizi, hukukumuzu, millî egemenliğimizi ve Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü savunduğunu söyleyen her siyasetçinin orada bulunabilmesini değerli bulurum.
Bir CHP’li siyasetçi geldiğinde CHP’liliğinden vazgeçmiş olmaz.
Bir AK Partili geldiğinde AK Partililiğinden vazgeçmiş olmaz.
Bir MHP’li geldiğinde MHP’liliğinden vazgeçmiş olmaz.
Çünkü insan kendi bayrağının altında misafir değildir.
Bu cümleyi özellikle önemsiyorum:
Hiçbir Türk vatandaşı Türk bayrağının altında misafir değildir.
Orası hepimizin evidir.
Tarih bize birlikte mücadeleyi öğretti
Millî Mücadele tarihine dönüp baktığımızda bunu çok daha iyi anlarız.
Anadolu işgal edildiğinde insanlar birbirlerine “Sen hangi siyasi görüştesin?” diye sormadılar.
Çanakkale’de yan yana şehit düşenlerin mezar taşları bize bir milletin ortak kaderini anlatır.
Sakarya’da mesele sağ-sol değildi.
Dumlupınar’da mesele parti değildi.
Mesele vatandı.
Mesele bağımsızlıktı.
Mesele Türk milletinin kendi geleceğine kendisinin karar verip veremeyeceğiydi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kadrolarının öncülüğünde Anadolu’da yükselen iradenin sonunda Cumhuriyet doğdu.
Ve o Cumhuriyet egemenliği saraydan alıp millete verdi.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü bu yüzden yalnızca Meclis duvarındaki bir cümle değildir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temelidir.
Cumhuriyet, Demokrasi ve Hukuk
Bugün Cumhuriyet’i savunmak yalnızca geçmişimizi hatırlamak değildir.
Cumhuriyet’e sahip çıkmanın yolu hukuka sahip çıkmaktan geçer.
Demokrasiye sahip çıkmaktan geçer.
Millî iradeye sahip çıkmaktan geçer.
Devlet kurumlarının güçlü olmasını istemekten geçer.
Adalet duygusunu korumaktan geçer.
Çünkü güçlü devlet yalnızca güçlü ordudan ibaret değildir.
Güçlü devlet, vatandaşının adalete güvendiği devlettir.
Güçlü devlet, hukukun herkese eşit uygulandığı devlettir.
Güçlü devlet, milletin iradesinin üzerinde hiçbir iradenin kabul edilmediği devlettir.
Bayrağın gölgesinde adalet varsa millet güçlenir.
Bayrağın gölgesinde hukuk varsa devlet güçlenir.
Bayrağın gölgesinde demokrasi varsa Cumhuriyet güçlenir.
Ve o bayrağın altında millet yan yana durabiliyorsa Türkiye güçlenir.
Siyasetçiler de o meydanda olabilmelidir
Ben isterim ki o meydanda farklı siyasi partilerden insanlar olsun.
Siyasetçiler olsun.
Gazeteciler olsun.
Gençler olsun.
Kadınlar olsun.
Emekliler olsun.
İşçiler, memurlar, esnaflar olsun.
Üniversite öğrencileri olsun.
Şehit ve gazi aileleri olsun.
Türk milletinin bütün renkleri olsun.
Ve herkesin elinde yalnızca ay yıldızlı Türk bayrağı dalgalansın.
Çünkü ertesi gün siyaset yine yapılır.
Meclis’te yine tartışılır.
İktidar eleştirilir.
Muhalefet eleştirilir.
Seçim gelir, herkes milletin huzuruna çıkar ve millet kararını verir.
Demokrasinin tabiatı budur.
Fakat vatan, Cumhuriyet, hukuk, bağımsızlık ve millî egemenlik söz konusu olduğunda yan yana durabilmek de devlet adamlığının ve millet olabilmenin gereğidir.
Bayrak kalktıysa altında millet olmalıdır
Müsavat Dervişoğlu’nun “Bayrak kaldırıyorum” sözünün bende karşılığı budur.
Bayrak kalktıysa altında millet olmalıdır.
O meydanda yalnızca İYİ Partililerin değil; Cumhuriyet’e, demokrasiye, hukuka, millî egemenliğe ve Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğüne inanan herkesin bulunması bu çağrının anlamını daha da büyütecektir.
Kimse birbirine hangi partiye oy verdiğini sormasın.
Kimse yanındaki insanın siyasi görüşünü merak etmesin.
Başımızı kaldırıp aynı yere bakalım.
Ay yıldıza…
Çünkü bizim birbirimizle tartışacağımız çok konu olabilir.
Ekonomiyi tartışırız.
Dış politikayı tartışırız.
İktidarı tartışırız.
Muhalefeti tartışırız.
Ama üzerinde tartışmayacağımız müştereklerimiz de olmak zorundadır.
Vatan bunlardan biridir.
Cumhuriyet bunlardan biridir.
Bağımsızlık bunlardan biridir.
Ve Türk bayrağı bunların en başında gelir.
Bazen bir milletin birbirine yeniden bakabilmesi için uzun nutuklara ihtiyaç yoktur.
Bir bayrak yeter.
Çünkü o bayrağın kırmızısında bedel vardır.
Ayında bağımsızlık vardır.
Yıldızında umut vardır.
Ve altında büyük Türk milleti vardır.
Bayrak kaldırılmıştır.
Şimdi mesele, o bayrağın altında milletçe yan yana durabilmektir.






