Anasayfa / Günün Haberleri / AKP’li başkanın makam aracındaki suçlu

AKP’li başkanın makam aracındaki suçlu


Haklı çıkmak her insan için güzel bir duygudur.
Hele ki gazeteciyseniz haberinizin, ortaya çıkardığınız bir skandalın doğrulanması daha da güzeldir. Ancak Türkiye’de sistem öylesine çürüdü ki, haklı çıkmak tatmin etmek yerine can acıtıyor…
Neden mi böyle bir giriş yaptım?
2024’te Sözcü TV’de belgeleriyle ilk kez duyurduğum GBT çetesinin varlığı Mayıs ve Haziran ayında yapılan iki operasyonla kanıtlanmıştı.

Mayıs ayındaki GBT çetesi IŞİD’i koruyor başlıklı yazım ile Haziran ayındaki Yabancı teröristleri saklayan el başlıklı yazımda, Eskişehir ve Afyonkarahisar’da yurda giriş yasağı ve genel güvenlik açısından tehlike arz eden yabancılara uygulanan G-87 tahdit kodu konulmuş IŞİD mensubu yabancı teröristlerin yakalandığını ve GBT çetesi sayesinde tahdit koduna, arama kaydına rağmen yakalanana kadar rahatça gezebildiklerini aktarmıştım…
Hatta eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın kayıp olduklarını açıkladığı 729 bin Suriyelinin bu sistemle nasıl kayıplara karıştığını da ortaya koymuştum…

Biz, Emniyet’in sistemi Polnet’ten ekran görüntüsü sızdırılıp tercüme ve danışmanlık ofisleri aracılığıyla yabancı teröristlere, ithal suçlulara tahdit kodu konulup konulmadığının bilgisi paslanıyor diye ısrarla uyarırken, iş doğrudan “kamu hizmeti” statüsüne (!) yükseltmiş.

Nasıl mı?
Geçtiğimiz günlerde CHP Milletvekili Mahmut Tanal, sosyal medya hesabından Akçakale Gümrük Müdürlüğü tarafından Ticaret Bakanlığı’na geçilen 11 Temmuz tarihli bir bilgi notunu paylaştı. Bilgi notunun içeriği şu şekildeydi; 11 Temmuz günü Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde, AKP’li Akçakale Belediye Başkanı Abdülhakim Ayhan’ın yakın koruması olduğu öğrenilen İ.H.A., makam aracını gümrük müdürlüğü binasının önüne park etti.

Akçakale Gümrük Müdürlüğü personeli, durumundan şüphelendikleri makam aracında ilgili mevzuat çerçevesinde arama ve kontrol gerçekleştirdi. Gümrük muhafaza personeli, araç içerisinde gizlenmiş Suriye uyruklu 61 yaşındaki erkek şahsı tespit etti. Yani şoför İ.H.A. ve Belediye Başkanı Abdulhakim Ayhan ile birlikte Rakka doğumlu Suriye uyruklu H.E.K. aynı araçtaydı.
Yapılan incelemelerde Suriye uyruklu şahsın Türkiye’ye herhangi bir pasaport ya da resmi kontrol işlemine tabi tutulmadan, yasa dışı yollarla giriş yapmaya çalıştığı tespit edildi. Doğal olarak da herkes olaya “belediye başkanının makam aracında kaçak göçmen” şeklinde bakıldı.

Oysa Suriyeli H.E.K., geçici koruma statüsü ve yabancı kimlik numarasına sahipti. Yani önce Türkiye’den Suriye’ye geçmişti ve ülkemizdeki varlığı her nasıl elde ettiyse yasal bir statüye dayanıyordu.

H.E.K Türkiye’den Suriye’ye neden geçmişti?
Öyle ki, Esad sonrası bir umutla Suriye’ye gidip umduğunu bulamayacaklarını anlayınca bir şekilde ülkemize dönen Suriyelilerden değildi…
Türkiye’ye geri dönen kaç Suriyeli belediye başkanının makam aracında sınırı geçmeye çalışıyor ki?

Bu sorular, şimdilik cevapsız.
Ancak elde ettiğim bir bilgi, sorularımın yanıtına dair ipucu verecek nitelikte. Akçakale Belediye Başkanı Abdülhakim Ayhan’ın makam aracının arkasında, adeta bir diplomat gibi ağırlanarak sınırdan sızdırılmaya çalışılan Suriyeli şahısın sistemde arama kaydı var!
Yani Türk devletinin güvenlik birimleri bu adama tahdit kodu koymuş.
Türkçesi; bu adam genel güvenlik açısından tehlikeli, belki bir canlı bomba eylemcisi, belki bir cihatçı katil, belki cihatçı bir örgütün sözde yöneticisi, belki de küresel bir suçlu, belki göçmen kaçakçısı, belki de uyuşturucu ticaretinde rol oynuyor…

Belediye hizmetlerine, aranması olan yabancı suçluya sınır ötesi servis hizmeti sağlamak gibi yeni bir hizmet eklenmediyse, aranan Suriyeli suçlunun AKP’li Belediye Başkanı ile hangi alanda kontakları var ki, makam aracında Türkiye’ye sokulmak istendi?
Bu derece önemi neydi?

Ankara’daki NATO Zirvesi için “Türkiye’nin süper güç olduğunun kanıtı” denilirken, araması olan bir Suriyeli belediye başkanının makam aracında karşımıza çıktı!

Ortaya çıkardığım GBT çetesine bir de bu açıdan bakın ve varın vahameti siz anlayın…

Şimdilik şu sözlerle noktalayayım bu konuyu…
Gazetecilik bana bir şeyi öğretti; Türkiye’de hiçbir büyük skandal, ilk ortaya çıktığındaki göründüğü kadar küçük değildir…

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir